Von Willebrand hastalığı, trombositlerin yaralı damara tutunmasını sağlayan von Willebrand faktörünün (VWF) az yapılması ya da bozuk çalışması sonucu gelişen, en sık görülen kalıtsal kanama bozukluğudur. Kolay morarma, uzun burun kanaması, ağır adet kanaması ve işlem sonrası kanamayla kendini gösterir. Çoğu kişide hafif seyreder ve tedaviyle kontrol altına alınabilir.

Önemli noktalar

  • Kadın ve erkekte eşit görülür; ancak adet ve doğum nedeniyle kadınlar daha sık tanı alır.
  • Tip 1 hastaların yaklaşık dörtte üçünü oluşturur ve genellikle hafiftir.
  • VWF düzeyi stres, gebelik ve iltihapla yükselebildiği için testlerin tekrarlanması gerekebilir.
  • Tedavi seçenekleri arasında desmopressin, traneksamik asit, VWF içeren konsantreler ve hormon tedavisi vardır.
  • Ameliyat, diş çekimi ve doğum önceden hematoloji ekibiyle planlanmalıdır.

Von Willebrand hastalığı nedir?

Von Willebrand hastalığı, kanın pıhtılaşmasında iki ayrı görevi olan von Willebrand faktörünün (VWF) az yapıldığı ya da bozuk çalıştığı kalıtsal bir kanama bozukluğu türüdür1. Adını, hastalığı ilk kez 1926'da tanımlayan hekim Erik von Willebrand'dan alır2. Hastalık kadın ve erkekte eşit sıklıkta görülür; çoğu kişide belirtiler hafiftir13.

Vücutta ne olur?

VWF kanda dolaşan büyük, zincir biçiminde bir proteindir. İlk görevi, damar yaralandığında trombositlerin açığa çıkan damar duvarına tutunmasını sağlamaktır; bir tür köprü işlevi görür. İkinci görevi ise pıhtılaşma faktörü VIII'i taşıyarak kanda erkenden yıkılmasını önlemektir2.

VWF eksik ya da işlevsiz olduğunda trombosit tıkacı zayıf kalır. Bu yüzden kanamalar en çok deri ve mukozalarda (burun, diş eti, rahim içi) görülür. Hastalığın ağır tiplerinde faktör VIII de düştüğü için eklem kanaması gibi hemofiliye benzeyen kanamalar eklenir2.

En sık kalıtsal kanama bozukluğu: ne kadar sık görülür?

Von Willebrand hastalığı, insanlarda en sık görülen kalıtsal kanama bozukluğudur. Laboratuvar taramalarına dayanan tahminler 100 kişide birden 10.000 kişide bire kadar geniş bir aralık verir1. Birinci basamak sağlık hizmetinde ise yaklaşık 1.000 kişiden birinin kanama nedeniyle tıbbi ilgiye ihtiyaç duyduğu hesaplanmaktadır1.

Belirtileri hafif olan birçok kişi hekime başvurmadığı için hastalık sıklıkla tanısız kalır3. 2021 uluslararası tanı kılavuzu, ilk kanama belirtisinden tanıya kadar 15 yılı aşabilen gecikmelere dikkat çeker1.

Ağır tip 3 hastalık çekinik geçişlidir ve akraba evliliklerinde daha sık ortaya çıkar. Türkiye'den 26 ailenin incelendiği uluslararası bir genetik çalışmada ailelerin %73'ünde anne ve baba akrabaydı. Bu ailelerin 15'inde ağır tip 3 hastalık saptanmış, bunların 13'ünde aynı gen değişikliği her iki kopyada birden bulunmuştur4.

Von Willebrand tipleri nelerdir?

Hastalık, VWF'nin miktarının mı yoksa işlevinin mi bozulduğuna göre üç ana tipe ayrılır. Tip 2'nin ayrıca dört alt tipi vardır32:

Tip Ne bozulur? Sıklık ve özellik
Tip 1 VWF miktarı azalmıştır, işlevi normaldir Hastaların yaklaşık %75'i; genellikle hafif
Tip 1C VWF kandan hızla temizlenir Tip 1'in alt grubu; ameliyat planında farklılık gerektirebilir
Tip 2A Büyük VWF zincirleri eksiktir; trombosite tutunma azalır VWF aktivitesi miktarına göre orantısız düşüktür
Tip 2B VWF trombositlere aşırı bağlanır Trombosit sayısı düşebilir; desmopressin genellikle kullanılmaz
Tip 2M Zincir yapısı normal, trombosite bağlanma bozuk VWF miktarı normale yakın olabilir, aktivite düşüktür
Tip 2N VWF, faktör VIII'i tutamaz Faktör VIII düşük; hafif hemofili A ile karışabilir
Tip 3 VWF neredeyse hiç yoktur En ağır ve en nadir tip; eklem kanamaları görülebilir

Tip 2 hastalar, hastaların yaklaşık %15'ini oluşturur ve kanama genellikle tip 1'den belirgindir3. Tip 2N, hafif hemofili A ile karışabildiği için faktör VIII'i düşük bulunan herkeste von Willebrand testleri de yapılır. Bu ayrım, hemofili ile farklı bir kalıtım ve tedavi anlamına geldiği için önemlidir5.

VWF eksikliği neden olur? Kalıtım

Hastalığa VWF genindeki değişiklikler yol açar3. Tip 1 ve tip 2'nin çoğu baskın (dominant) geçişlidir: anne ya da babadan birinden gelen tek bozuk gen kopyası yeterlidir3. Bu durumda hasta bir ebeveynin her çocuğunun bozuk geni alma olasılığı %50'dir. Tip 3, tip 2N ve az sayıda tip 1 olgusu ise çekinik (resesif) geçişlidir; her iki ebeveynden de bozuk kopya alınması gerekir13.

Ailede tanı konmuş bir kişinin anne, baba, kardeş ve çocuklarında belirti olmasa da kan testi yapılması önerilir; bu kişilerde yalnız anket sonucuna güvenilmez1.

Belirtileri nelerdir?

Sık görülen belirtiler

Belirtiler ağırlıkla deri ve mukoza kanamalarıdır12:

  • Kolay ve nedensiz morarma
  • Sık tekrarlayan, uzun süren burun kanaması
  • Diş fırçalarken veya diş tedavisinden sonra diş eti kanaması
  • Küçük kesiklerden uzun süre sızan kan
  • Ağır ve uzun süren adet kanaması
  • Diş çekimi, ameliyat ya da doğumdan sonra beklenenden fazla kanama
  • Ağır tiplerde eklem ve kas içine kanama, nadiren sindirim sistemi kanaması

Hafif hastalığı olan biri ilk kez bir ameliyat ya da diş çekiminden sonra fark edebilir3. Bu belirtilerin hangi durumlarda zararsız olduğu vücutta morluklar sayfasında anlatılır.

Acil başvuru gerektiren durumlar

Kadınlarda ağır adet kanaması ve doğum sonrası kanama

Von Willebrand hastalığı kadın ve erkekte eşit görüldüğü halde kadınlar daha sık tanı alır. Bunun nedeni adet ve doğumun hastalığı görünür kılmasıdır16. Ağır adet kanaması her ay tekrarladığı için yaşam kalitesini düşürür. Çoğu zaman da fark edilmemiş ya da yetersiz tedavi edilmiş demir eksikliğine ve kansızlığa yol açar2.

Kılavuz, gebelik isteği olmayan kadınlarda ağır adet kanaması için hormon tedavisini (kombine doğum kontrol hapı ya da hormonlu rahim içi araç) veya traneksamik asidi desmopressine tercih eder2. Gebelik isteyen kadınlarda ise traneksamik asit öne çıkar. Değerlendirmenin kadın doğum ve hematoloji uzmanlarınca birlikte yapılması, miyom ve polip gibi sık nedenlerin de araştırılması önerilir2.

Gebelikte VWF düzeyi doğal olarak yükselir; bu nedenle gebelik sırasında ölçülen değer gerçek durumu olduğundan iyi gösterebilir5. Doğum sonrası kanama, von Willebrand hastalığı olan kadınlarda daha sık görülür2. Kılavuz, tip 1 hastalarda ve düşük VWF düzeyi olan kadınlarda doğum sonrası dönemde traneksamik asit kullanılmasını önerir2.

Tanı nasıl konur?

Tanı testleri

Tanının ilk adımı ayrıntılı kanama öyküsüdür. Birinci basamakta doğrulanmış kanama değerlendirme anketleri kimin ileri teste gideceğini belirlemeye yardım eder1. Kan testleri üç temel ölçümden oluşur: VWF miktarı (VWF antijeni), VWF'nin trombosite bağlanma işlevi (trombosite bağımlı VWF aktivitesi) ve faktör VIII düzeyi1.

2021 uluslararası kılavuzu tanı ölçütlerini şöyle tanımlar1:

Durum Tanı ölçütü
Kanama öyküsünden bağımsız olarak VWF düzeyi normalin %30'unun altında (< 0,30 IU/mL)
Anormal kanama öyküsü olan kişide VWF düzeyi normalin %50'sinin altında (< 0,50 IU/mL)
Tip 2 şüphesi Aktivite/antijen oranının 0,7'nin altında olması

Tip ayırımı için VWF zincirlerinin dağılımını gösteren multimer analizi, VWF'nin kollajen ve faktör VIII'e bağlanma testleri ve gerektiğinde genetik test yapılır1.

Testlerin zorlukları

VWF bir "akut faz" proteinidir; vücut strese girdiğinde kandaki düzeyi yükselir. Gebelik, yoğun egzersiz, stres, iltihap ve kanamanın kendisi sonucu normal gösterebilir15. Bu nedenle testler kişi sağlıklıyken ve kan alınmadan önce bir süre dinlenerek yapılır5. Sınırda sonuçlarda testlerin tekrarlanması gerekebilir1.

VWF aktivite testlerinin deneyimli bir laboratuvarda çalışılması da önemlidir1. Laboratuvarlar kan grubuna göre ayrı normal değerler verebilir. Kılavuz ise tanı için kan grubuna özgü ayrı normal aralıkların gerekmediğini belirtir1.

Tedavi

Tedavi kararını belirleyen faktörler

Tedavi hastalığın tipine, kanama öyküsüne ve yapılacak işleme göre planlanır. Hafif hastalığı olan birçok kişi günlük yaşamda tedaviye ihtiyaç duymaz; ilaç yalnız kanama olduğunda ya da işlem öncesinde kullanılır6. Sık ve ağır kanaması olan hastalarda ise kılavuz düzenli koruyucu tedaviyi (profilaksi) önerir2.

Desmopressin ve test dozu

Desmopressin, damar duvarında depolanan VWF ve faktör VIII'in kana salınmasını sağlayan bir ilaçtır. Damar içine ya da burun spreyi olarak verilebilir ve özellikle tip 1 hastalarda etkilidir2.

Herkes aynı yanıtı vermez. Bu nedenle kılavuz, VWF düzeyi normalin %30'unun altında olan hastalarda tedavide kullanmadan önce bir "desmopressin test dozu" yapılmasını önerir. Testte ilaç uygulandıktan 1 ve 4 saat sonra VWF düzeyleri ölçülür2.

Desmopressin tip 3'te etkisizdir; tip 2B'de trombositleri düşürebileceği için genellikle kullanılmaz2. Aktif kalp-damar hastalığı ve sara öyküsü olanlarda da kaçınılır2.

Desmopressinin en önemli yan etkisi vücutta su tutulması ve kan sodyumunun düşmesidir. Uygulamadan sonraki saatlerde sıvı alımının kısıtlanması önerilir2.

Traneksamik asit

Traneksamik asit, oluşan pıhtının erken çözülmesini engeller. Burun, ağız içi ve adet kanamasında ve diş çekiminde tek başına ya da diğer tedavilere ek olarak kullanılır2. Ağız gargarası biçimi diş işlemlerinde yerel olarak da uygulanabilir.

VWF içeren konsantreler

Desmopressine yanıt vermeyen ya da kullanamayan hastalarda VWF içeren konsantreler damar yoluyla verilir. Tip 3 hastalarda ve tip 2'nin birçok alt tipinde ana tedavi budur2. Plazma kaynaklı ürünlerin yanında laboratuvarda üretilen (rekombinant) VWF de vardır2. Ülkemizde bu ürünlere erişim ve geri ödeme koşulları değişkenlik gösterebilir.

Hormon tedavisi

Kombine doğum kontrol hapı ve hormonlu rahim içi araç, ağır adet kanamasının kontrolünde etkili yöntemlerdir2. Hangi yöntemin uygun olduğu yaş, gebelik isteği ve eşlik eden hastalıklara göre kadın doğum uzmanıyla birlikte belirlenir.

Ameliyat, diş ve doğum öncesi planlama

Von Willebrand hastalığı olan kişilerin ameliyat, diş çekimi ya da doğum öncesinde tanılarını paylaşmaları gerekir6. Uluslararası kılavuzun bu konudaki başlıca önerileri aşağıdaki tabloda yer alır2:

Durum Kılavuz önerisi
Büyük ameliyat VWF ve faktör VIII'in ameliyattan sonra en az 3 gün normalin %50'sinin üzerinde tutulması
Küçük girişim VWF'yi yükselten tedaviye traneksamik asit eklenmesi
Hafif tip 1'de küçük ağız ve burun girişimleri VWF düzeyi normalin %30'unun üzerindeyse yalnız traneksamik asit
Doğumda epidural ya da spinal anestezi VWF aktivitesinin normalin %50–150'si aralığında tutulması
Doğum sonrası dönem Traneksamik asit kullanılması

Epidural kateter yerindeyken ve çıkarıldıktan sonra en az 6 saat VWF düzeyinin %50'nin üzerinde kalması önerilir2. Kılavuz, son üç ayda bir kontrol yapılarak VWF ve faktör VIII düzeylerinin ölçülmesini ve doğum planının önceden hazırlanmasını önerir2. Diş işlemlerinde fibrin yapıştırıcı ya da traneksamik asitli gargara gibi yerel önlemler de plana eklenebilir2.

Edinsel von Willebrand sendromu

Doğuştan değil, sonradan gelişen VWF eksikliğine edinsel von Willebrand sendromu denir. Kalıtsal hastalıktan farklı olarak daha önce kanama öyküsü olmayan kişilerde ortaya çıkar. Başlıca nedenleri şunlardır27:

  • Aort darlığı gibi kalp kapağı hastalıkları: Daralmış kapaktan geçerken büyük VWF zincirleri parçalanır. Bu tablo Heyde sendromu olarak da bilinir.
  • Waldenström makroglobulinemisi gibi bazı kan hastalıkları ve tümörler: VWF anormal hücrelerin yüzeyine tutunarak dolaşımdan çekilir.
  • Otoimmün hastalıklar: VWF'ye karşı antikor gelişebilir.
  • Çok yüksek trombosit sayısı: Türk Hematoloji Derneği kılavuzu, trombosit sayısı 1.000.000/mm³'ü aşan miyeloproliferatif hastalarda edinsel von Willebrand hastalığı gelişebileceğini ve aspirin verilirken dikkatli olunmasını belirtir7. Bu nedenle trombosit sayısı çok yüksek seyreden esansiyel trombositemi gibi hastalıklarda da akla gelir.

Tedavinin temeli altta yatan nedenin düzeltilmesidir; örneğin kapak darlığının giderilmesi ya da trombosit sayısının düşürülmesi.

Seyir ve günlük yaşam

Erken tanı konan kişilerin büyük çoğunluğu normal ve etkin bir yaşam sürer6. Hafif hastalıkta tedavi gereksinimi çoğunlukla işlemler ve kanama dönemleriyle sınırlıdır.

Günlük yaşamda dikkat edilecek başlıca noktalar şunlardır. Aspirin ve ibuprofen gibi kanamayı artırabilecek ilaçlar hekime danışmadan kullanılmaz6. Ağır adet kanaması olan kadınlarda demir eksikliği düzenli aralıklarla kontrol edilir2. Tanınızı ve kullandığınız tedaviyi gösteren bir belgenin yanınızda bulunması, acil durumda doğru tedaviye hızla başlanmasını sağlar.

Kalp ya da damar hastalığı nedeniyle aspirin veya kan sulandırıcı gereken hastalarda ilaç bırakılmaz. Kılavuz bu tedavinin verilmesini, kanama riskinin ise kalp ve hematoloji ekiplerince birlikte izlenmesini önerir2. Yaş ilerledikçe VWF düzeyleri yükselebilir. Bu durumda tanı silinmez, yeniden değerlendirilir1.

Ne zaman hematoloji uzmanına başvurmalı?

Aşağıdaki durumlarda von Willebrand hastalığı yönünden değerlendirme yapılması önerilir:

  • Kolay morarma, sık ve uzun süren burun kanaması ya da diş eti kanaması
  • Ağır adet kanaması, özellikle adetin ilk yıllarından beri süren ve demir eksikliğine yol açan kanama
  • Diş çekimi, ameliyat ya da doğum sonrası beklenenden fazla kanama öyküsü
  • Birinci derece akrabada von Willebrand hastalığı tanısı
  • İleri yaşta yeni başlayan kanama eğilimi ile birlikte kalp kapağı hastalığı ya da çok yüksek trombosit sayısı

Bu yakınmalar sizde de varsa bir hekim ya da hematoloji uzmanı değerlendirmesi önerilir.

Sıkça sorulan sorular

Von Willebrand hastalığı ile hemofili arasındaki fark nedir?

Her ikisi de kalıtsal kanama bozukluğudur ama farklı proteinlerden kaynaklanır. Von Willebrand hastalığında trombositlerin damar duvarına tutunmasını sağlayan VWF eksiktir; kanama daha çok cilt, burun, diş eti ve adet kanaması biçimindedir. Hemofilide faktör VIII veya IX eksiktir; ağır olgularda eklem ve kas içine kanama tipiktir. Von Willebrand hastalığı kadın ve erkekte eşit görülürken hemofili çoğunlukla erkekleri etkiler. Von Willebrand hastalığı çok daha sıktır ve genellikle daha hafif seyreder.

Von Willebrand hastalığı olan bir kadın hamile kalabilir mi?

Evet, uygun planlamayla hastaların büyük çoğunluğu gebelik geçirir ve doğum yapar. Gebelikte VWF düzeyi doğal olarak yükselir, ancak doğum sonrası kanama bu hastalıkta daha sık görülür. Bu nedenle son üç ayda VWF ve faktör VIII düzeyleri ölçülür, doğum ve anestezi planı kadın doğum, anestezi ve hematoloji ekiplerince birlikte yapılır. Kılavuz doğum sonrası dönemde traneksamik asit kullanılmasını önerir.

Von Willebrand hastalığı tehlikeli midir?

Çoğu kişide hafif seyreder ve erken tanıyla normal, etkin bir yaşam sürdürülebilir. Tehlike genellikle tanı konmamış hastalarda, beklenmedik bir ameliyat, diş çekimi ya da doğum sırasında ortaya çıkan ağır kanamadır. Tip 3 ve bazı tip 2 hastalarda kanamalar daha ağır olabilir ve eklem kanaması görülebilir. Ağır adet kanamasının yıllarca sürmesi de demir eksikliği ve kansızlığa yol açar. Bu nedenle tanının bilinmesi ve işlemlerden önce paylaşılması önemlidir.

Von Willebrand hastalığında hangi ilaçlardan kaçınılmalıdır?

Aspirin ve ibuprofen gibi steroid olmayan ağrı kesiciler trombosit işlevini bozarak kanamayı artırabilir; bu ilaçlar hekime danışmadan kullanılmamalıdır. Kalp ya da damar hastalığı nedeniyle aspirin veya kan sulandırıcı gerekiyorsa ilaç bırakılmaz; kılavuz, gerekli tedavinin verilmesini ve kanama riskinin düzenli izlenmesini önerir. Bitkisel ürünler ve takviyeler de hekime sorularak kullanılmalıdır. Desmopressin kullanırken fazla sıvı alımı kandaki sodyumu düşürebileceği için sıvı kısıtlamasına uyulmalıdır.

Von Willebrand hastalığı geçer mi?

Kalıtsal bir hastalık olduğu için kalıcıdır, ancak belirtilerin şiddeti yaşam boyunca değişebilir. Yaş ilerledikçe ve eşlik eden hastalıklarla birlikte VWF düzeyi yükselebilir. 2021 kılavuzu, düzeyleri zamanla normale yaklaşan tip 1 hastalarda tanının silinmesi yerine yeniden değerlendirilmesini önerir; çünkü yüksek düzeylerin kanamayı önlediği gösterilmemiştir. Kanama öyküsü, test sonuçlarından bağımsız olarak önemini korur.

Kaynaklar

  1. James PD, ve ark. ASH ISTH NHF WFH 2021 guidelines on the diagnosis of von Willebrand disease. Blood Adv. 2021;5(1):280-300 — Blood Advances, 2021 (erişim: 18.10.2026)
  2. Connell NT, ve ark. ASH ISTH NHF WFH 2021 guidelines on the management of von Willebrand disease. Blood Adv. 2021;5(1):301-25 — Blood Advances, 2021 (erişim: 18.10.2026)
  3. Von Willebrand disease — MedlinePlus Genetics, ABD Ulusal Tıp Kütüphanesi (NLM), 2025 (erişim: 18.10.2026)
  4. Hampshire DJ, ve ark. Identification and characterisation of mutations associated with von Willebrand disease in a Turkish patient cohort. Thromb Haemost. 2013;110(2):264-74 — Thrombosis and Haemostasis, 2013 (erişim: 18.10.2026)
  5. Hemofili Tanı ve Tedavi Kılavuzu (Ulusal Tanı ve Tedavi Kılavuzu 2021), Sürüm 1.2 — Türk Hematoloji Derneği, 2021 (erişim: 18.10.2026)
  6. Bleeding Disorders (hasta bilgilendirme) — American Society of Hematology, 2026 (erişim: 18.10.2026)
  7. Miyelodisplastik Sendromlar ve Miyeloproliferatif Neoplaziler Tanı ve Tedavi Kılavuzu, Sürüm 1.1 — Türk Hematoloji Derneği, 2022 (erişim: 18.10.2026)
Tıbbi inceleme

Prof. Dr. Mehmet Ali Özcan

İç Hastalıkları Uzmanı · Hematoloji Yan Dal Uzmanı. Dokuz Eylül Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü öğretim üyesi. Lenfoma Platformu Derneği başkanı.