Hodgkin lenfoma, lenf bezlerinde Hodgkin ve Reed-Sternberg hücreleri adı verilen iri hücrelerin bulunduğu, B lenfositlerinden köken alan bir lenfoma hastalığıdır. Genç erişkinlerde ve 55 yaş sonrasında daha sık görülür. Çoğunlukla boyunda ya da göğüs içinde ağrı yapmayan lenf bezi büyümesiyle başlar. Tanı biyopsiyle konur; güncel tedavilerle hastaların büyük çoğunluğu iyileşir.
Önemli noktalar
- Hodgkin lenfomanın yaklaşık %95'i klasik tiptir; nodüler lenfosit baskın tip farklı seyreder ve farklı tedavi edilir.
- Evreleme PET-BT ile yapılır; başlangıçta PET-BT çekilen hastalarda kemik iliği biyopsisi rutin olarak gerekmez.
- Tedavi sırasında çekilen PET-BT, Deauville ölçeğiyle yorumlanır ve tedavinin süresini ya da yoğunluğunu değiştirebilir.
- İleri evrede brentuksimab vedotin ya da nivolumab içeren kombinasyonlar 2024'te yayımlanan çalışmalarla öne çıkmıştır.
- Tedaviden önce doğurganlığın korunması konuşulmalı; tedaviden sonra kalp, tiroit ve ikincil kanser takibi sürer.
Hodgkin lenfoma nedir?
Hodgkin lenfoma, B lenfositlerinden köken alan bir lenfoma türüdür1. Hastalığın tanıtıcı özelliği, lenf bezinde sayıca az ama çok iri olan Hodgkin ve Reed-Sternberg hücreleridir. Hodgkin lenfoma dışında kalan bütün lenfomalar non-Hodgkin lenfoma olarak adlandırılır; bu iki grubun seyri ve tedavisi birbirinden farklıdır.
Vücutta ne olur?
Hodgkin lenfomada kötü huylu hücreler, tümör dokusundaki hücrelerin yalnızca yaklaşık %1'ini oluşturur. Dokunun geri kalanı, bu hücrelerin çevresinde toplanmış normal bağışıklık hücrelerinden oluşur1. Hastalık çoğunlukla ağrı yapmayan lenf bezi büyümesiyle ya da göğüs boşluğunun ortasındaki (mediasten) bir kitlenin yol açtığı yakınmalarla kendini gösterir1.
Ne kadar sık görülür?
Avrupa'da Hodgkin lenfomanın yıllık görülme sıklığı 100.000 kişide 3,5–4 civarındadır. Görülme sıklığı genç erişkinlikte ve 55 yaşın üzerinde olmak üzere iki dönemde artar; erkekler biraz daha sık etkilenir1. Türkiye'de 2022 yılında 978'i erkek, 783'ü kadın olmak üzere 1.761 kişiye Hodgkin lenfoma tanısı konmuştur2. Aynı yıl 15–24 yaş grubunda Hodgkin lenfoma, erkeklerde tüm kanserlerin %10,7'sini, kadınlarda %12,7'sini oluşturarak iki cinsiyette de ikinci sırada yer almıştır2.
Hodgkin lenfoma tipleri
Olguların yaklaşık %95'i klasik Hodgkin lenfoma, yaklaşık %5'i nodüler lenfosit baskın Hodgkin lenfomadır1. İkinci tipin adı sınıflamalar arasında farklıdır. Dünya Sağlık Örgütü'nün 5. baskı sınıflaması (WHO-HAEM5) "nodüler lenfosit baskın Hodgkin lenfoma" adını korumuştur; Uluslararası Konsensüs Sınıflaması (ICC 2022) ise aynı hastalık için "nodüler lenfosit baskın B hücreli lenfoma" adını kullanır1.
Klasik Hodgkin lenfoma, mikroskop görüntüsüne göre dört alt tipe ayrılır3:
| Alt tip | Mikroskopta öne çıkan görünüm |
|---|---|
| Nodüler sklerozan | Lenf bezini düğümlere (nodüllere) bölen kalın bağ dokusu bantları |
| Mikst sellüler | Tümör hücrelerinin farklı türde bağışıklık hücreleri arasında dağınık yerleşimi |
| Lenfositten zengin | Arka planda lenfositlerin baskın olması |
| Lenfositten fakir | Arka planda lenfositlerin az, tümör hücrelerinin görece çok olması |
Alt tip patoloji raporunda yazılır. Tedavi kararında ise alt tipten çok evre, risk faktörleri ve tedaviye yanıt belirleyicidir1.
Nodüler lenfosit baskın tip: farklı seyir ve tedavi
Bu tipte tümör hücreleri B hücresi özelliklerini korur ve yüzeylerinde CD20 taşır. Klasik tipte tedavi hedefi olan CD30 ise bu hücrelerde bulunmaz; bu nedenle CD30'a yönelik ilaçlar ve PD-1 inhibitörleri bu tipte kullanılmaz1. Hastalık erkeklerde daha sık görülür, çoğunlukla erken evrede yakalanır ve klasik tipe göre daha yavaş seyreder1.
Risk faktörü taşımayan evre IA hastalıkta yalnızca tutulan bölgeye radyoterapi yeterli kabul edilir. Daha yaygın hastalıkta klasik tipte kullanılan tedaviler bir anti-CD20 antikorla birleştirilebilir; belirti vermeyen ileri evre hastalar yakın izlemle de takip edilebilir1. Hastalık geri döndüğünde yeniden biyopsi yapılması önerilir, çünkü 10 yıl içinde yaklaşık %10 oranında daha agresif bir B hücreli lenfomaya dönüşüm görülür1.
Nedenleri ve risk faktörleri
Hodgkin lenfomanın nedeni tam olarak bilinmez. ABD Ulusal Kanser Enstitüsü'nün özetinde riski artıran durumlar şöyle sıralanır3:
- Genç erişkinlik ya da ileri yaş
- Erkek cinsiyet
- Çocukluk ya da ergenlik döneminde geçirilmiş Epstein-Barr virüsü (EBV) enfeksiyonu
- Anne, baba ya da kardeşte Hodgkin lenfoma öyküsü
Bu durumlardan birinin varlığı hastalığın gelişeceği anlamına gelmez. Hodgkin lenfoma, bilinen hiçbir risk faktörü olmayan kişilerde de gelişebilir3.
Belirtileri nelerdir?
Sık görülen belirtiler
En sık belirti, boyunda, koltuk altında ya da kasıkta birkaç haftadır geçmeyen ve ağrı yapmayan şişliktir31. Mediastendeki lenf bezleri büyüdüğünde dışarıdan bir şişlik görülmez; hastayı hekime getiren yakınma öksürük, nefes darlığı ya da göğüste baskı hissi olabilir1. Hangi lenf bezi büyümesinin araştırılması gerektiği lenf bezi şişmesi sayfasında ayrıntılı olarak anlatılmıştır.
Hastaların önemli bir kısmında "B semptomları" adı verilen genel belirtiler görülür: nedeni bulunamayan aralıklı ateş, geceleri çarşafı ıslatan terleme ve son altı ayda istemeden vücut ağırlığının %10'undan fazlasını kaybetme13. Daha seyrek olarak kaşıntı, yorgunluk ve alkol aldıktan sonra büyümüş lenf bezinde ağrı tarif edilir1. Kaşıntı özellikle banyo sonrası ya da alkol aldıktan sonra belirginleşebilir3.
Acil başvuru gerektiren durumlar
Tanı nasıl konur?
Biyopsi
Hodgkin lenfoma tanısı için büyümüş lenf bezinin bütünüyle çıkarılması (eksizyonel biyopsi) önerilir. Bu mümkün değilse kalın iğne biyopsisiyle doku örneği alınır1. İnce iğne aspirasyonu, lenf bezinin iç yapısını ve hücrelerin özelliklerini yeterince göstermediği için tanı koymaya yetmez1. Patoloji incelemesinde Hodgkin ve Reed-Sternberg hücrelerinin görülmesi klasik tipin temel bulgusudur1.
Kan testleri ve başlangıç tetkikleri
Tedavi öncesinde tam kan sayımı, biyokimya testleri ve sedimantasyon bakılır; hepatit B, hepatit C ve HIV taraması yapılır1. Sedimantasyon yüksekliği, erken evre hastalıkta risk grubunu belirleyen ölçütlerden biridir1. Kullanılacak ilaçların kalp ve akciğer üzerindeki olası etkileri nedeniyle EKG, ekokardiyografi ve solunum fonksiyon testleri başlangıç değeri olarak kaydedilir. Doğurganlık çağındaki kadınlarda gebelik testi yapılır1.
Görüntüleme: PET-BT
Evre, PET-BT ve kontrastlı bilgisayarlı tomografiyle belirlenir1. PET-BT kemik iliğindeki tutulumu kemik iliği biyopsisinden daha duyarlı biçimde gösterir. Bu nedenle başlangıçta PET-BT çekilen Hodgkin lenfoma hastalarında kemik iliği biyopsisi önerilmez14.
Evreleme ve risk sınıflaması
Evreler ve "A/B" harfleri
Hodgkin lenfomanın evresi, Ann Arbor sisteminin 2014'te Lugano sınıflamasıyla güncellenen biçimine göre belirlenir. Evre I–II sınırlı, evre III–IV ileri hastalığı gösterir4. Lenfoma türleri arasında evrenin yanına "A" ya da "B" harfinin eklendiği tür yalnızca Hodgkin lenfomadır: B semptomu varsa "B", yoksa "A" yazılır4. Evrelerin ayrıntılı tanımı lenfoma sayfasındaki tabloda yer alır.
Erken olumlu, erken olumsuz ve ileri evre grupları
Tedavi planı, evre ile birlikte dört risk faktörüne göre yapılan gruplamaya dayanır1:
- A: Göğüs genişliğinin en az üçte biri kadar büyük mediastinal kitle
- B: Lenf sistemi dışında organ tutulumu
- C: Sedimantasyonun B semptomu yokken 50 mm/saatin, B semptomu varken 30 mm/saatin üzerinde olması
- D: Üç ya da daha fazla lenf bezi bölgesinin tutulması
| Grup | Kimler bu gruba girer? |
|---|---|
| Erken evre, olumlu | Risk faktörü olmayan evre I–II hastalık |
| Erken evre, olumsuz | En az bir risk faktörü olan evre I ve IIA; risk faktörü C ve/veya D olan, A ve B olmayan evre IIB |
| İleri evre | Risk faktörü A ve/veya B olan evre IIB; evre III ve IV |
Tablo, Avrupa Hematoloji Derneği kılavuzunda yer alan Alman Hodgkin Çalışma Grubu sınıflamasına dayanır1. Farklı ülkelerde benzer, ancak birebir aynı olmayan risk tanımları da kullanılır.
PET-BT ile ara değerlendirme ve Deauville ölçeği
Tedavinin ortasında ve sonunda yapılan PET-BT, lenfoma odaklarının şeker tutulumunu 1'den 5'e kadar puanlayan Deauville ölçeğiyle yorumlanır. Puanlama, göğüs ortasındaki büyük damarlar ve karaciğerin tutulumuyla karşılaştırmaya dayanır4. 1–3 puan "tam metabolik yanıt", 4–5 puan aktif hastalık olarak kabul edilir1.
Bazı tedavi planlarında ara PET-BT sonucu tedavinin süresini ya da yoğunluğunu belirler. Örneğin ileri evrede BrECADD alan hastalarda ikinci kürden sonraki PET-BT negatifse toplam 4 kür, pozitifse 6 kür uygulanır1. Erken evre olumsuz grupta tedavi sonundaki PET-BT, radyoterapi gerekip gerekmediğini belirler1.
Tedavi
Tedavi kararını belirleyen faktörler
Tedavi seçimi; risk grubu, yaş (60 yaş ve altı ya da üstü), eşlik eden hastalıklar, ara PET-BT sonucu ve hastanın tercihleri birlikte değerlendirilerek yapılır1. Çocuk sahibi olma isteği ve olası geç yan etkiler de karar sürecine dahil edilir. Aşağıdaki bilgiler, Avrupa Hematoloji Derneği'nin 2026'da yayımlanan Hodgkin lenfoma kılavuzuna dayanmaktadır1.
Erken evre hastalıkta tedavi
Erken evre olumlu grupta standart yaklaşım, 2 kür ABVD (doksorubisin, bleomisin, vinblastin ve dakarbazin) ve ardından düşük doz, yalnızca tutulan bölgeye yönelik radyoterapidir1. PET-BT'de tam yanıt alınan hastalarda radyoterapi atlandığında hastalık kontrolü biraz azalır; bu nedenle radyoterapinin atlanması yalnızca uzun vadeli risklerinin yararından fazla görüldüğü seçilmiş durumlarda tartışılır1.
Erken evre olumsuz grupta 60 yaş ve altındaki hastalarda 2 kür artırılmış dozlu BEACOPP ve 2 kür ABVD'den oluşan "2+2" şeması uygulanır. Tedavi sonundaki PET-BT pozitifse radyoterapi eklenir, negatifse radyoterapi verilmez1. Daha az yoğun bir yaklaşım tercih edilirse 4 kür ABVD ve radyoterapi uygulanabilir. 60 yaşın üzerindeki hastalarda akciğer hasarı riski nedeniyle bleomisin en fazla iki kürde verilir; 70 yaşın üzerinde tamamen çıkarılması düşünülür1.
İleri evre: güncel kombinasyonlar
2024'te yayımlanan iki büyük çalışma, ileri evre Hodgkin lenfomanın birinci basamak tedavisini değiştirmiştir. Alman Hodgkin Çalışma Grubu'nun yürüttüğü HD21 çalışmasında, CD30'a yönelik antikor-ilaç konjugatı brentuksimab vedotini içeren BrECADD kombinasyonu, eski yoğun standart olan artırılmış dozlu BEACOPP ile karşılaştırılmıştır. 5 yıllık izlemde ilerlemesiz sağkalım BrECADD ile %93,6, eski rejimle %90,6 bulunmuş; genel sağkalım iki kolda da %98 olmuştur1. BrECADD aynı zamanda daha az kan değeri düşüklüğü, kan nakli ihtiyacı, sinir hasarı ve kısırlıkla ilişkili bulunmuştur1.
Amerikan araştırma grubu SWOG'un yürüttüğü S1826 çalışmasında ise PD-1 inhibitörü nivolumab, doksorubisin, vinblastin ve dakarbazinle birlikte verilmiştir (N-AVD). Bu kombinasyon, brentuksimab vedotin içeren kombinasyonla (BV-AVD) karşılaştırılmış ve hastalığın ilerleme riskini belirgin biçimde azaltmıştır5. 3 yıllık izlemde ilerlemesiz sağkalım N-AVD ile %91, BV-AVD ile %82, genel sağkalım ise sırasıyla %98 ve %97 olarak bildirilmiştir1. N-AVD ile sinir hasarı daha az görülmüş, tedavi sonunda radyoterapiye gereksinim duyan hasta oranı %1'in altında kalmıştır5.
Bu sonuçlar ışığında Avrupa kılavuzu şu önerileri yapar1:
| Hasta grubu | Önerilen yaklaşım |
|---|---|
| 60 yaş ve altı, belirgin ek hastalığı olmayan | Ara PET-BT'ye göre 4 ya da 6 kür BrECADD; tedavi sonunda PET-BT'de aktif kalan alana radyoterapi |
| 60 yaş ve altı, daha az yoğun tedavi tercih eden | 6 kür N-AVD |
| 60 yaş üstü, çoklu kemoterapi alabilecek durumda | 6 kür N-AVD |
| 60 yaş ve altı, BrECADD ya da N-AVD'ye erişimi olmayan | Ara PET-BT'ye göre 4 ya da 6 kür artırılmış dozlu BEACOPP temelli rejim (tercihen prokarbazin içermeyen biçimi), 6 kür BV-AVD ya da ara PET-BT negatifse 2 kür ABVD ardından 4 kür AVD |
| 60 yaş üstü, brentuksimab vedotin ve PD-1 inhibitörü alamayan | En fazla 2 kür ABVD ardından AVD ile toplam 6 kür |
60 yaş üstü hastalarda N-AVD, BV-AVD'ye göre hem daha etkili hem daha iyi tolere edilmiştir: 3 yıllık ilerlemesiz sağkalım %82'ye karşı %58, 2 yıllık genel sağkalım %96'ya karşı %85 bulunmuştur1. Brentuksimab vedotinin ABVD'ye eklendiği daha eski ECHELON-1 çalışmasında 6 yıllık genel sağkalım ABVD'ye göre daha yüksek bulunmuştu (%93,9'a karşı %89,4); ancak 60 yaş üstü hastalarda bu kombinasyonun ABVD'ye üstünlüğü gösterilmemiş, sinir hasarı ve ateşli nötropeni daha sık görülmüştür1.
Bu ilaçların ülkemizde ruhsat ve geri ödeme koşulları zaman içinde değişebildiği için erişim durumu değişkenlik gösterebilir. Antikor-ilaç konjugatları ve PD-1 inhibitörlerinin çalışma biçimi akıllı ilaç tedavisi sayfasında anlatılmaktadır.
Nüks eden ve dirençli hastalık
Tedavi sırasında ya da bittikten sonraki 3 ay içinde ilerleyen hastalığa dirençli (refrakter), 12 ay içinde geri dönen hastalığa erken nüks, daha sonra geri dönene geç nüks denir. Nüks şüphesi mümkün olduğunca biyopsiyle doğrulanır1.
Uygun hastalarda standart yaklaşım, önce hastalığı geriletecek bir kurtarma tedavisi, ardından yüksek doz kemoterapi ve otolog kök hücre nakli uygulanmasıdır1. Nakil öncesinde PET-BT'de tam metabolik yanıt elde edilen hastalarda 5 yıllık ilerlemesiz sağkalım yaklaşık %75'tir; PET-BT pozitif kalan hastalarda bu oran %25–30'a düşer1. Bu yüzden kurtarma tedavisinde PD-1 inhibitörü ile kemoterapinin birlikte ya da ardışık kullanıldığı kombinasyonlar öne çıkmıştır; bu kombinasyonlarla tam metabolik yanıt oranları %87–95 arasında bildirilmiştir1.
Nüks riski yüksek hastalarda nakil sonrasında brentuksimab vedotin ile idame tedavisi önerilir1. Nakil sonrasında hastalık yeniden dönerse, PD-1 inhibitörü almamış hastalarda bu ilaçlar 2 yıla kadar kullanılabilir. Tedaviye yanıt veren uygun hastalarda vericiden yapılan allojeneik kök hücre nakli tartışılır1. Nakil ve hücresel tedaviler yalnızca bu alanda yetkilendirilmiş merkezlerde uygulanır.
Yan etkiler ve destek tedavisi
Yoğun kombinasyonlar (BrECADD, artırılmış dozlu BEACOPP ve BV-AVD) beyaz küre düşüklüğü ve ateşli nötropeni riskini artırır. Bu nedenle bu tedavilerde koruyucu ilaçlar ve enfeksiyona karşı antibiyotik profilaksisi zorunludur1. Bleomisin akciğer hasarına1, brentuksimab vedotin el ve ayaklarda uyuşmaya yol açabilir5. PD-1 inhibitörleri ise tiroit bezinde iltihap gibi bağışıklıkla ilişkili yan etkilere neden olabilir; S1826 çalışmasında N-AVD alanların %7'sinde tiroit hormonu düşüklüğü gelişmiştir5.
Gençlerde doğurganlığın korunması
Hodgkin lenfoma sıklıkla üreme çağındaki kişileri etkilediği için çocuk sahibi olmak isteyen her hastaya tedavi başlamadan önce doğurganlık danışmanlığı sunulmalıdır1. Alkilleyici ilaçlar adı verilen bazı kemoterapi ilaçları hem yumurtalıklara hem de sperm üreten hücrelere zarar verebilir; risk, doz ve kullanılan ilaç sayısı arttıkça yükselir67.
Ergenliğini tamamlamış erkeklerde en sık kullanılan yöntem sperm dondurmadır. Leğen bölgesine radyoterapi gerekirse testisler koruyucu bir örtüyle saçılan ışından korunabilir7. Kadınlarda yumurta ya da embriyo dondurma ve yumurtalık dokusunun dondurulması seçenekler arasındadır6. Hangi yöntemin uygun olduğu ve tedavinin kaç gün ertelenebileceği, hematoloji ekibi ile üreme tıbbı uzmanının birlikte vereceği bir karardır6.
Tedavi sonrasında, özellikle yoğun kemoterapi alan genç hastalarda testosteron ve östrojen düzeyleri izlenir; menopoz öncesi kadınlarda LH ve FSH ölçümü de düşünülür1.
Gebelikte Hodgkin lenfoma
Hodgkin lenfoma gebelikte de tanı alabilir. Bu durumda görüntüleme, bebeği radyasyondan koruyan yöntemlerle (kontrast madde kullanılmadan MR gibi) yapılır3. Gebeliğin birinci üç aylık döneminde tanı konması, gebeliğin sonlandırılmasını zorunlu kılmaz. Karar; hastalığın evresine, büyüme hızına ve annenin isteğine göre verilir3.
Gebeliğin ikinci yarısında tanı alan kadınların çoğunda tedavi doğum sonrasına ertelenebilir; gerekirse doğum erken tarihte planlanır. Bazı kemoterapi ilaçları ikinci ve üçüncü üç aylık dönemde verilebilir; radyoterapi ise mümkünse doğum sonrasına bırakılır3. Bu kararlar hematoloji, kadın doğum ve yenidoğan uzmanlarının ortak değerlendirmesini gerektirir.
Seyir ve yaşam beklentisi
Hodgkin lenfoma, güncel tedavilerle hastaların büyük çoğunluğunda kalıcı iyileşme sağlanabilen bir hastalıktır. ABD Ulusal Kanser Enstitüsü'nün SEER kayıtlarına göre 2016–2022 arasında tanı alan hastalarda 5 yıllık göreli sağkalım %89,3'tür; tanı anındaki ortanca yaş 38'dir8.
| Tanı anındaki evre | Hastaların oranı | 5 yıllık göreli sağkalım |
|---|---|---|
| Evre I | %13 | %92,7 |
| Evre II | %38 | %95,4 |
| Evre III | %19 | %87,7 |
| Evre IV | %25 | %82,8 |
Tablodaki oranlar ABD'de yaşları ve tedavileri farklı geniş bir hasta topluluğuna aittir8. 60 yaş ve altındaki ileri evre hastaların katıldığı güncel çalışmalarda 5 yıllık sağkalım %98'e ulaşmıştır1. Yaş ilerledikçe, eşlik eden hastalıklar arttıkça ve tedaviye yanıt geciktikçe sonuçlar geriler. Bu nedenle her hasta için beklenen seyir, hastalığın özelliklerini bilen hekimle birlikte değerlendirilmelidir.
Geç etkiler ve uzun dönem takip
Tedavi bittikten sonra remisyonu doğrulamak için PET-BT ya da BT çekilir. Daha sonra takip muayene ve kan tahlilleriyle sürdürülür; belirti yokken düzenli PET-BT ya da BT taraması önerilmez14. Kontrollerde öykü, fizik muayene, tam kan sayımı, sedimantasyon ve biyokimya değerlendirilir1.
Hodgkin lenfoma tedavisi alanlarda yıllar sonra ortaya çıkabilecek geç etkiler şunlardır3:
- İkincil kanserler: meme, akciğer, tiroit, mide ve kalın bağırsak gibi organ kanserleri ve akut miyeloid lösemi
- Kalp hastalıkları ve akciğer işlevinde azalma
- Tiroit hormonu düşüklüğü (özellikle boyun bölgesine radyoterapi alanlarda)
- Kısırlık, kronik yorgunluk ve düşünme becerilerinde azalma
Boyun bölgesine radyoterapi alan hastalarda tiroit işlevi yılda bir kontrol edilir. Tüm hastalarda yıllık tansiyon ve kan yağları ölçümü önerilir1. 36 yaşından önce meme dokusunu içine alan radyoterapi görmüş kadınlarda, radyoterapiden 8 yıl sonra ve 25 yaşından önce olmamak koşuluyla her yıl mamografi ve/veya meme MR'ı ile tarama başlanır1. Kontrollerde kalp-damar hastalıklarından ve ikincil kanserlerden korunmaya yönelik yaşam tarzı önerileri de konuşulur1.
Ne zaman hematoloji uzmanına başvurmalı?
Aşağıdaki yakınmalar çoğu zaman lenfoma dışındaki nedenlerle ortaya çıkar; ancak geçmiyorsa araştırılmalıdır3:
- Boyunda, koltuk altında ya da kasıkta birkaç haftadır geçmeyen, ağrı yapmayan şişlik
- Nedeni bulunamayan ateş, geceleri yoğun terleme ya da son altı ayda belirgin kilo kaybı
- Banyo sonrası ya da alkol aldıktan sonra artan kaşıntı, alkolle gelen lenf bezi ağrısı
- Daha önce Hodgkin lenfoma tedavisi görmüş biri olarak yeni bir şişlik, öksürük ya da nefes darlığı
Bu yakınmalarla başvurulan hekim çoğu zaman aile hekimi ya da dahiliye uzmanıdır; lenf bezi biyopsisi gerekirse cerrahi ekiple birlikte planlanır. Bu belirtileriniz varsa bir hekime ya da hematoloji uzmanına başvurmanız önerilir.
Sıkça sorulan sorular
Hodgkin lenfoma ölüm oranı nedir?
ABD'de 2016–2022 yılları arasında tanı alan hastalarda 5 yıllık göreli sağkalım %89,3 olarak bildirilmiştir; bu oran evre I–II'de %90'ın üzerindedir. Büyük klinik çalışmalarda, ileri evre hastalığı olan 60 yaş ve altı erişkinlerde güncel tedavilerle 5 yıllık sağkalım %98'e ulaşmıştır. Yaş ilerledikçe ve eşlik eden hastalıklar arttıkça sonuçlar geriler. Bu rakamlar topluluk verisidir; her hastanın seyri farklıdır.
Hodgkin lenfomada immünoterapi kullanılıyor mu?
Evet. PD-1 inhibitörleri, bağışıklık sistemi üzerindeki bir freni kaldırarak lenfomaya karşı yanıtı güçlendirir. Nivolumabın doksorubisin, vinblastin ve dakarbazinle birlikte verildiği N-AVD kombinasyonu, ileri evre hastalıkta birinci basamak seçenekler arasına girmiştir. PD-1 inhibitörleri nükseden hastalıkta da kullanılır. Tiroit bezi iltihabı gibi bağışıklıkla ilişkili yan etkiler görülebileceğinden tedavi süresince düzenli kontrol gerekir.
Hodgkin lenfoma tedavisinden sonra çocuk sahibi olunabilir mi?
Hastaların önemli bir kısmı tedaviden sonra çocuk sahibi olabilir, ancak risk kullanılan tedavinin türüne ve yoğunluğuna göre değişir. Bu nedenle tedavi başlamadan önce erkeklerde sperm dondurma, kadınlarda yumurta ya da embriyo dondurma gibi seçeneklerin konuşulması önerilir. Yoğun bir kombinasyon olan BrECADD, karşılaştırıldığı eski yoğun rejime göre daha az kısırlığa yol açmıştır. Tedaviden sonra hormon düzeyleri izlenir.
Hodgkin lenfoma tekrarlar mı?
Hastaların çoğunda tekrarlamaz; BrECADD ya da N-AVD gibi güncel rejimlerle yürütülen büyük çalışmalarda ileri evre hastaların %90'dan fazlası 3–5 yıllık izlemde ilerlemesiz kalmıştır. Nüks eden hastalık biyopsiyle doğrulanır. Uygun hastalarda PD-1 inhibitörü içeren kurtarma tedavisi ve ardından yüksek doz kemoterapi ile otolog kök hücre nakli uygulanır; bu yolla da hastaların önemli bir kısmında uzun süreli hastalık kontrolü sağlanabilir.
Hodgkin lenfoma tipleri nelerdir?
İki ana tip vardır. Olguların yaklaşık %95'ini oluşturan klasik Hodgkin lenfoma; nodüler sklerozan, mikst sellüler, lenfositten zengin ve lenfositten fakir olmak üzere dört alt tipe ayrılır. Yaklaşık %5'i oluşturan nodüler lenfosit baskın tip ise daha yavaş seyreder ve tedavisi farklıdır. Uluslararası Konsensüs Sınıflaması bu ikinci tip için nodüler lenfosit baskın B hücreli lenfoma adını kullanır.
Kaynaklar
- Hodgkin lymphoma: EHA Clinical Practice Guidelines for diagnosis, treatment, and follow-up (Eichenauer DA, ve ark.) — HemaSphere 2026;10(6):e70422 (Avrupa Hematoloji Derneği), 2026 (erişim: 18.10.2026)
- 2022 Yılı Türkiye Kanser İstatistikleri — T.C. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü, 2026 (erişim: 18.10.2026)
- Adult Hodgkin Lymphoma Treatment (PDQ) – Patient Version — National Cancer Institute (ABD), 2026 (erişim: 18.10.2026)
- Recommendations for initial evaluation, staging, and response assessment of Hodgkin and non-Hodgkin lymphoma: the Lugano classification (Cheson BD, ve ark.) — J Clin Oncol 2014;32(27):3059-68, 2014 (erişim: 18.10.2026)
- Nivolumab+AVD in Advanced-Stage Classic Hodgkin's Lymphoma (Herrera AF, ve ark.; SWOG S1826) — N Engl J Med 2024;391(15):1379-89, 2024 (erişim: 18.10.2026)
- Fertility Issues in Girls and Women with Cancer — National Cancer Institute (ABD), 2025 (erişim: 18.10.2026)
- Fertility Issues in Boys and Men with Cancer — National Cancer Institute (ABD), 2025 (erişim: 18.10.2026)
- Cancer Stat Facts: Hodgkin Lymphoma — National Cancer Institute SEER Programı (ABD), 2026 (erişim: 18.10.2026)
Bu sayfanın tıbbi içeriği Prof. Dr. Mehmet Ali Özcan tarafından incelenmiş ve onaylanmıştır.