Derin ven trombozu (DVT), çoğunlukla bacağın derin toplardamarlarında pıhtı oluşmasıyla ortaya çıkan ve bacakta şişlik, ağrı ve ısı artışına yol açan bir hastalıktır. Pıhtının kopup akciğere gitmesine pulmoner emboli denir ve acil tedavi gerektirir. Temel tedavi en az 3 ay süren kan sulandırıcı ilaçlardır; daha uzun tedavi kararı pıhtının nedenine göre verilir.

Önemli noktalar

  • Bacakta şişlik ve ağrıya ani nefes darlığı veya göğüs ağrısı eklenirse 112 aranmalıdır.
  • Tanıda klinik olasılık puanı, D-dimer testi ve bacak toplardamarlarının ultrasonu birlikte kullanılır.
  • Kan sulandırıcı tedavisi en az 3 ay sürer; devam kararı pıhtının hangi koşulda geliştiğine göre verilir.
  • Ameliyat gibi geçici bir nedene bağlı pıhtıda trombofili testi genellikle gerekmez.
  • Beyin ya da karın içi toplardamarlarda pıhtı, kan hastalıkları açısından araştırılmalıdır.

Derin ven trombozu nedir?

Derin ven trombozu (DVT), toplardamarlar içinde kan pıhtısı oluşmasıdır. En sık bacağın, baldırın ve kalçanın derin yerleşimli toplardamarlarında görülür; bu nedenle halk arasında "bacakta pıhtı" olarak da bilinir1. Pıhtı damar içinde kanın akışını engeller ve bacakta şişlik ile ağrıya yol açar.

Pıhtının bir parçası koparak kan akımıyla akciğere ulaşabilir. Akciğer atardamarını tıkayan bu duruma pulmoner emboli (akciğer embolisi) denir. Pulmoner embolilerin büyük çoğunluğu bacaktaki bir pıhtıdan kaynaklanır1.

Derin ven trombozu ve pulmoner emboli aynı hastalığın iki yüzü sayılır ve birlikte venöz tromboembolizm olarak adlandırılır. Bu hastalığa yatkınlık yaratan kalıtsal ve edinsel durumlar trombofili başlığı altında toplanır.

Hekimler bacaktaki pıhtıyı yerine göre ikiye ayırır. Diz arkasındaki toplardamar ve üzerindeki pıhtılar proksimal, baldırla sınırlı olanlar distal derin ven trombozu olarak adlandırılır2. Proksimal pıhtılarda akciğere pıhtı atma olasılığı daha yüksek olduğu için tanı ve tedavi algoritmaları bu ayrımı esas alır.

Ne kadar sık görülür?

Derin ven trombozu her yıl yaklaşık 1000 kişiden birinde ortaya çıkar1. Risk ileri yaşla birlikte artar. Hematoloji açısından önemli olan, nedeni bulunamayan, tekrarlayan ya da alışılmadık yerde gelişen pıhtılardır; bu sayfa bu gruplara ayrıca değinir.

Nedenleri ve risk faktörleri

Pıhtı çoğu zaman birden fazla etkenin bir araya gelmesiyle oluşur. Kılavuzlar risk etkenlerini geçici ve kalıcı olarak ayırır; bu ayrım tedavi süresini de belirler32.

Risk etkeni türü Örnekler
Geçici ve büyük Ameliyat, ağır yaralanma, yatağa bağımlı kalacak düzeyde hareketsizlik, gebelik ve doğum sonrası dönem, östrojen içeren doğum kontrol hapı veya hormon tedavisi2
Geçici ve daha küçük Uzun yolculuklar (riski 2–4 kat artırır)1
Kalıcı Kanser, kalp yetmezliği, nefrotik sendrom, ileri yaş, fazla kilo, sigara1
Kan hastalıkları Antifosfolipid sendromu, polisitemi vera ve esansiyel trombositemi1
Kalıtsal yatkınlık Faktör V Leiden, protrombin mutasyonu, antitrombin, protein C ve protein S eksiklikleri1

NICE, son 3 ay içinde büyük ve geçici bir risk etkeniyle gelişen pıhtıyı "tetiklenmiş" (provoke), böyle bir etken olmadan gelişeni "nedeni bilinmeyen" pıhtı olarak tanımlar2. Bu ayrım, tedavinin ne kadar süreceğine ilişkin kararın temelidir.

Kan hastalıkları ayrı bir dikkat gerektirir. Antifosfolipid sendromu hem toplardamar hem atardamar pıhtısına yol açabilir ve tedavisi farklıdır. Bazı ilaçlar da risk yaratır; Türk Hematoloji Derneği bunlar arasında eritropoetin, tamoksifen ve talidomidi sayar1.

Belirtileri nelerdir?

Bacakta pıhtı belirtileri

Derin ven trombozunun sık görülen belirtileri, pıhtının bulunduğu bacakta şişlik, ağrı, ısı artışı ve kızarıklıktır1. Belirtiler genellikle bir bacakta, çoğunlukla baldırda ya da uylukta ortaya çıkar. Bazı kişilerde belirgin bir yakınma olmaz ve pıhtı, akciğer embolisi geliştiğinde fark edilir.

Pulmoner emboli belirtileri

Akciğer embolisinin başlıca belirtileri aniden başlayan nefes darlığı, nefes alırken artan göğüs ağrısı ve öksürükle kan gelmesidir4. Bu belirtilere bacakta şişlik ve ağrı eşlik edebilir.

Bu tablo pulmoner emboliyi ya da başka ciddi bir durumu gösterebilir ve beklemeden değerlendirilmelidir4.

Tanı nasıl konur?

Bacakta şişlik ve ağrının pek çok nedeni olduğu için tanı yalnızca muayeneyle konmaz. NICE kılavuzu adım adım bir yaklaşım önerir2. Önce Wells puanı adı verilen bir puanlamayla pıhtı olasılığı "yüksek" ya da "düşük" olarak sınıflandırılır. Ardından olasılığa göre kan testi ve görüntüleme seçilir.

Test Ne işe yarar?
Wells puanı Belirtiler, kanser, yakın zamanda ameliyat gibi bilgilerle pıhtı olasılığını hesaplar2
D-dimer Pıhtı yıkım ürününü ölçer; düşük olasılıkta normal sonuç pıhtıyı büyük ölçüde dışlar2
Bacak toplardamarlarının ultrasonu (kompresyon ve Doppler) Derin ven trombozu tanısında temel görüntüleme yöntemidir2
Bilgisayarlı tomografi ile akciğer anjiyografisi (BT anjiyografi) Pulmoner emboli tanısında temel yöntemdir2
Ventilasyon-perfüzyon sintigrafisi Kontrast madde alerjisi, ağır böbrek yetmezliği veya radyasyondan kaçınılması gereken durumlarda BT anjiyografiye seçenektir2

Olasılık yüksekse ve görüntüleme hemen yapılamıyorsa, sonuç beklenirken kan sulandırıcıya başlanabilir2. D-dimer yüksekliği kendi başına tanı koydurmaz; bu nedenle olasılığı yüksek hastalarda doğrudan görüntülemeye geçilir2.

Pulmoner embolide risk sınıflaması

Pulmoner embolinin ağırlığı kişiden kişiye çok farklıdır. Avrupa Kardiyoloji Derneği'nin (ESC) 2019 kılavuzu hastaları düşük, orta-düşük, orta-yüksek ve yüksek risk gruplarına ayırır5. Bu sınıflama tansiyon, PESI adlı klinik puan, kalbin sağ tarafının zorlanma bulguları ve kanda troponin düzeyine dayanır5.

Amerikan Kalp Derneği ve Amerikan Kardiyoloji Koleji öncülüğündeki 2026 kılavuzu ise A'dan E'ye uzanan yeni bir "klinik kategori" sistemi getirmiştir6. Bu sistem, embolinin ağırlığını daha ayrıntılı derecelendirmeyi ve tedavi kararlarını buna göre vermeyi amaçlar6.

Sınıflama tedaviyi doğrudan etkiler. Düşük riskli seçilmiş hastalar evde tedavi edilebilir32. Dolaşımı bozan ağır embolide ise pıhtı eritici tedavi gündeme gelir3.

Tedavi

Kan sulandırıcılar

Tedavinin temeli antikoagülan, yani kan sulandırıcı ilaçlardır. Bu ilaçlar var olan pıhtıyı doğrudan eritmez; pıhtının büyümesini ve yeni pıhtı oluşmasını önler, vücudun kendi pıhtı çözme sistemine zaman kazandırır1.

ASH'nin 2020 kılavuzu çoğu hastada ağızdan alınan yeni kan sulandırıcıları (DOAK) varfarine tercih eder3. Bu gruptaki etken maddeler apiksaban, rivaroksaban, edoksaban ve dabigatrandır.

Ağır böbrek yetmezliği, orta-ağır karaciğer hastalığı ve antifosfolipid sendromunda ise bu öneri geçerli olmayabilir3. NICE de çoğu hasta için apiksaban veya rivaroksabanı önerir; bunlar uygun değilse heparinle başlayıp başka bir ilaçla sürdürülen seçenekleri tanımlar2. Ülkemizde erişim ve geri ödeme koşulları değişkendir; ilaç seçimini hekiminiz yapar.

Varfarin kullananlarda INR adlı kan testiyle doz ayarlanır; toplardamar pıhtısında hedef genellikle 2–3'tür13. Varfarinin etkisi bazı besinler, ilaçlar ve bitkisel ürünlerle değişebilir1. Komplikasyonsuz derin ven trombozunda ve düşük riskli pulmoner embolide tedavinin evde yürütülmesi önerilir3. Kan sulandırıcı başlandıktan ve yakınmalar azaldıktan sonra yürümek de önerilir1.

Pıhtı eritici tedavi ve diğer girişimler

Pıhtı eritici (trombolitik) ilaçlar güçlüdür ama kanama riski taşır. ASH kılavuzu bu tedaviyi, dolaşımı bozan pulmoner embolide güçlü biçimde önerir3. Kalbin sağ tarafında zorlanma olan ama dolaşımı stabil hastalarda ise rutin kullanımı önermez3. Derin ven trombozunun çoğunda yalnızca kan sulandırıcı yeterlidir; bacak dolaşımını tehdit eden ya da kasık toplardamarlarını tutan seçilmiş pıhtılarda damar içi girişim düşünülebilir32.

Toplardamar içine yerleştirilen süzgeçler (vena kava filtresi) ancak kan sulandırıcının kullanılamadığı durumlarda önerilir32.

Yan etkiler: kanama

Kan sulandırıcıların en önemli yan etkisi kanamadır. Burun ve diş eti kanaması, adet kanamasının artması, idrarda ya da dışkıda kan, açıklanamayan vücutta morluklar ve kırmızı ya da kahverengi kusma bu ilaçları kullananlarda dikkat edilmesi gereken belirtilerdir1. Ani fenalık hissi, bel ya da karın ağrısı iç kanamayı düşündürebilir ve gecikmeden hekime başvurmayı gerektirir1. Ağrı kesici gerektiğinde aspirin ve romatizma ilaçları yerine parasetamol tercih edilir1.

Tedavi ne kadar sürmeli?

Kan sulandırıcı ne kadar kullanılır sorusunun yanıtı iki aşamalıdır. Her hastada önce 3–6 aylık bir temel tedavi dönemi uygulanır3. Bu süre sonunda tedavinin bırakılması ya da süresiz sürdürülmesi tartışılır; karar, pıhtının hangi koşulda geliştiğine ve kanama riskine göre verilir32.

Pıhtının koşulu Temel tedaviden sonra önerilen yaklaşım
Ameliyat gibi geçici ve büyük bir nedene bağlı Tedavi genellikle 3. ayda bırakılır32
İltihabi bağırsak hastalığı ya da otoimmün hastalık gibi süregen bir risk etkeniyle gelişen Kanama riski yüksek değilse süresiz tedavi önerilir3
Aktif kanserle ilişkili 3–6 ay sonunda yeniden değerlendirilir (aşağıya bakınız)2
Nedeni bilinmeyen Kanama riski yüksek değilse süresiz tedavi önerilir32
Nedeni bilinmeyen ve tekrarlayan Süresiz tedavi güçlü biçimde önerilir3

Nedeni bilinmeyen pıhtıda süresiz tedavinin gerekçesi, tekrar riskinin yüksekliğidir. Tedavi bırakıldığında bu hastalarda pıhtının iki yılda yaklaşık %10, on yılda %30'un üzerinde tekrarladığı hesaplanmıştır3. Uzun süreli tedavide DOAK standart ya da azaltılmış dozda sürdürülebilir; kılavuz, bu dönemde aspirin yerine kan sulandırıcıyı tercih eder3. Süresiz tedavi kullananların genel durumu, kanama riski ve tercihleri yılda en az bir kez gözden geçirilir2.

Kansere bağlı tromboz

Kanser, pıhtı riskini artıran kalıcı bir etkendir1. NICE, aktif kanseri olan hastalarda pıhtı tedavisinin 3–6 ay sürdürülmesini ve bu sürenin sonunda yeniden değerlendirilmesini önerir2. Bu hastalarda DOAK kullanımı düşünülebilir; ilaç seçiminde tümörün yeri, kanser ilaçlarıyla etkileşimler ve kanama riski hesaba katılır2.

Nedeni bilinmeyen bir pıhtı sonrasında kanser kaygısı sık yaşanır. NICE bu durumda öykü, muayene ve temel kan testlerini yeterli görür; belirti ya da bulgu yoksa ileri kanser taraması önermez2.

Gebelikte ve doğum sonrası tromboz

Gebelikte pıhtı tedavisinde düşük molekül ağırlıklı heparin (DMAH) kullanılır. Varfarin ve yeni kan sulandırıcılar bebeğe geçebildiği için gebelikte tercih edilmez7. Düşük riskli gebelerde tedaviye evde başlanabilir7. Tedavi dozunda heparin kullanan gebelerde doğumun planlanması ve ilacın doğumdan önce kesilmesi önerilir7.

Emzirme döneminde heparinler ve varfarin güvenli kabul edilir, yeni kan sulandırıcılar ise önerilmez7. Daha önce pıhtı geçirmiş kadınlarda sonraki gebelikte doğum sonrası koruyucu tedavi güçlü biçimde önerilir. Önceki pıhtı nedensiz ya da hormona bağlıysa gebelik boyunca da koruma önerilir7.

Olağandışı yerleşimli trombozlar

Pıhtı bazen bacak dışındaki toplardamarlarda gelişir. Beyin toplardamarları (serebral venöz sinüs trombozu) ile karaciğer, dalak ve bağırsak toplardamarları (splanknik ven trombozu) bu grubun başlıca örnekleridir8. Böyle bir pıhtının arkasında bir kan hastalığı bulunabilir.

İngiliz Hematoloji Derneği bu hastalarda şu değerlendirmeleri önerir8: kan sayımında anormallik varsa miyeloproliferatif hastalıklar için gen testleri, belirgin bir neden yoksa kan sayımı normal olsa bile JAK2 mutasyonu araştırması, kan hücrelerinde düşüklük ya da hemoliz (alyuvarların yıkımı) bulgusu varsa PNH hastalığı testi ve antifosfolipid antikorları. Derlenen verilerde, karın içi toplardamar pıhtısı geçiren PNH hastalarının yaklaşık %19'unda bu pıhtı PNH tanısından önce ortaya çıkmıştır8.

Ne zaman hematolojik değerlendirme gerekir?

Her pıhtıda trombofili testi gerekmez. NICE, ameliyat gibi belirgin bir nedene bağlı pıhtıda trombofili testi yapılmamasını ve kan sulandırıcı kullanmaya devam eden kişilerde kalıtsal testlerin istenmemesini önerir2. Nedeni bilinmeyen pıhtıda tedavinin kesilmesi planlanıyorsa antifosfolipid antikorlarına bakılması düşünülebilir2. Aynı durumda birinci derece akrabasında pıhtı öyküsü olanlarda faktör 5 Leiden mutasyonu gibi kalıtsal nedenler de araştırılabilir2.

Hematolojik değerlendirme özellikle şu durumlarda önem kazanır: genç yaşta nedensiz pıhtı, tekrarlayan pıhtı, kan sulandırıcı kullanırken gelişen pıhtı, alışılmadık yerleşim ve kan sayımında eşlik eden anormallik. Bu durumlarda pıhtının nedeni, tedavi süresi ve ilaç seçimi birlikte ele alınır38.

Post-trombotik sendrom ve korunma

Bacaktaki pıhtıdan sonra hastaların %20–50'sinde post-trombotik sendrom gelişir: bacakta kalıcı ağrı, şişlik, ağırlık hissi ve deri değişiklikleri görülebilir. Ağır post-trombotik sendrom hastaların %5'e varan kısmında ortaya çıkar3. Pulmoner emboli sonrasında ise hastaların %5'e varan kısmında akciğer damarlarında kalıcı basınç artışı gelişebilir3.

Kompresyon çorapları post-trombotik sendromu önlemek amacıyla rutin olarak önerilmez32. Ancak bacakta şişlik ve ağrı gibi yakınmaları hafifletmek için kullanılabilir2. Otururken pıhtılı bacağı yukarıda tutmak ve düzenli yürümek de rahatlama sağlar1.

Yeni bir pıhtıdan korunmak için uzun yolculuklarda 1–2 saatte bir kalkıp yürümek, bacak kaslarını çalıştırmak, sıvı almak ve sigaradan kaçınmak önerilir1. Kemik ve eklem ameliyatları ile kanser ameliyatlarında koruyucu kan sulandırıcı kullanımı pıhtı riskini azaltır; ameliyat sonrası erken ayağa kalkmak herkes için önerilir1.

Ne zaman hematoloji uzmanına başvurmalı?

Bacakta şişlik ve ağrı ya da nefes darlığı ve göğüs ağrısı gibi belirtiler acil değerlendirme gerektirir; bu durumda hematoloji muayenesi beklenmeden acil servise başvurulmalı ya da 112 aranmalıdır. Tanı konup tedavi başladıktan sonra ise şu durumlarda hematolojik değerlendirme yararlıdır:

  • nedeni bulunamayan ya da tekrarlayan pıhtı,
  • beyin veya karın içi toplardamarlarında pıhtı,
  • kan sulandırıcı kullanırken yeni pıhtı gelişmesi,
  • pıhtıya kan sayımında anormalliklerin eşlik etmesi,
  • tedavinin bırakılması ya da sürdürülmesi konusunda karar aşaması,
  • ailede yüksek riskli trombofili bulunması veya gebelik planı.

Bu durumlardan biri sizin için geçerliyse, tedavi planınızın gözden geçirilmesi için bir hekime ya da hematolog değerlendirmesine başvurmanız önerilir.

Sıkça sorulan sorular

Kan sulandırıcı ne kadar süre kullanılır?

Derin ven trombozu veya pulmoner embolide kan sulandırıcı en az 3 ay, çoğu kişide 3–6 ay kullanılır. Ameliyat ya da kırık gibi ortadan kalkan bir nedene bağlı pıhtıda tedavi genellikle bu sürenin sonunda bırakılır. Nedeni bulunamayan veya kalıcı bir risk etkeniyle gelişen pıhtıda, kanama riski yüksek değilse tedavinin süresiz sürdürülmesi önerilir. Karar yılda en az bir kez gözden geçirilir.

Bacakta pıhtı nasıl anlaşılır?

Bacakta pıhtı genellikle bir bacakta, çoğunlukla baldırda ya da uylukta şişlik, ağrı, ısı artışı ve kızarıklıkla kendini gösterir. Ancak bu belirtiler kas zorlanması veya selülit gibi başka durumlarda da görülebilir. Tanı muayene, D-dimer kan testi ve bacak toplardamarlarının ultrasonuyla konur. Bu belirtilerin fark edilmesi durumunda gecikmeden hekime başvurmak gerekir.

Derin ven trombozunda yürümek zararlı mı?

Hayır. Kan sulandırıcı tedaviye başlandıktan ve yakınmalar kontrol altına alındıktan sonra ayağa kalkıp yürümek önerilir. Yürümenin akciğere pıhtı atma riskini artırmadığı, hastaların kendini daha iyi hissetmesine yardım ettiği bildirilmektedir. Otururken ya da yatarken pıhtılı bacağın kalp seviyesinin üzerinde tutulması şişliği azaltmaya yardımcı olur.

Pulmoner emboli ölümcül müdür?

Pulmoner emboli yaşamı tehdit edebilen acil bir durumdur; bu yüzden ani nefes darlığı, göğüs ağrısı ve kanlı balgam gibi belirtilerde hemen 112 aranmalıdır. Erken fark edilip tedavi edildiğinde çoğu hasta tam olarak iyileşir. Ağır ve dolaşımı bozan embolilerde pıhtı eritici ilaçlar ya da girişimsel yöntemler kullanılabilir; bu kararlar hastanede risk sınıflamasına göre verilir.

Derin ven trombozu tekrarlar mı?

Tekrarlayabilir ve olasılık pıhtının nedenine bağlıdır. Geçici bir nedenle gelişen pıhtılarda tekrar riski düşüktür. Nedeni bulunamayan pıhtıda ise tedavi bırakıldıktan sonra iki yılda yaklaşık yüzde 10, on yılda yüzde 30'un üzerinde tekrar görüldüğü hesaplanmıştır. Bu yüksek risk nedeniyle nedeni bilinmeyen pıhtıda uzun süreli tedavi önerilir.

Derin ven trombozu kalıcı iz bırakır mı?

Bazı kişilerde bırakır. Bacak toplardamarındaki pıhtıdan sonra hastaların yüzde 20–50'sinde bacakta ağrı, şişlik ve ağırlık hissiyle seyreden post-trombotik sendrom gelişebilir; ağır olgular yüzde 5 civarındadır. Pulmoner emboliden sonra ise hastaların yüzde 5'e varan kısmında akciğer damarlarında kalıcı basınç artışı görülebilir. Bu nedenle tedavi sonrası belirtilerin izlenmesi önemlidir.

Kaynaklar

  1. Türk Hematoloji Derneği. Venöz Tromboz Hasta Kılavuzu — Türk Hematoloji Derneği, 2026 (erişim: 18.10.2026)
  2. National Institute for Health and Care Excellence. Venous thromboembolic diseases: diagnosis, management and thrombophilia testing (NG158) — NICE, 2023 (erişim: 18.10.2026)
  3. Ortel TL, ve ark. American Society of Hematology 2020 guidelines for management of venous thromboembolism: treatment of deep vein thrombosis and pulmonary embolism — Blood Advances 2020;4(19):4693-738, 2020 (erişim: 18.10.2026)
  4. NHS. Pulmonary embolism — National Health Service (Birleşik Krallık), 2023 (erişim: 18.10.2026)
  5. Konstantinides SV, ve ark. 2019 ESC Guidelines for the diagnosis and management of acute pulmonary embolism developed in collaboration with the European Respiratory Society — European Heart Journal 2020;41(4):543-603, 2019 (erişim: 18.10.2026)
  6. Creager MA, ve ark. 2026 AHA/ACC/ACCP/ACEP/CHEST/SCAI/SHM/SIR/SVM/SVN Guideline for the Evaluation and Management of Acute Pulmonary Embolism in Adults — Journal of the American College of Cardiology 2026;87(13):1626-710, 2026 (erişim: 18.10.2026)
  7. Bates SM, ve ark. American Society of Hematology 2018 guidelines for management of venous thromboembolism: venous thromboembolism in the context of pregnancy — Blood Advances 2018;2(22):3317-59, 2018 (erişim: 18.10.2026)
  8. Arachchillage DJ, ve ark. Thrombophilia testing: A British Society for Haematology guideline — British Journal of Haematology 2022;198(3):443-58, 2022 (erişim: 18.10.2026)
Tıbbi inceleme

Prof. Dr. Mehmet Ali Özcan

İç Hastalıkları Uzmanı · Hematoloji Yan Dal Uzmanı. Dokuz Eylül Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü öğretim üyesi. Lenfoma Platformu Derneği başkanı.